Ukrayna’da nükleer bomba kullanılırsa ne olur?

Clare Roth
 
Ukrayna savaşı ve bu savaşın oluşturduğu nükleer tehdit ile ilgili olarak iki senaryo akıllara geliyor. Birincisi, nükleer santralde meydana gelebilecek bir kaza, diğeri de nükleer silahların kullanılması.

Uzmanlar, bugün kullanılacak bir nükleer silahın olası sonuçlarını, İkinci Dünya Savaşı sonunda Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının bölge halkları üzerindeki etkileri üzerinden öngörmeye çalışıyor.

Tahribatı belirleyen faktörler neler?

Bir nükleer silahın yol açacağı tahribat, büyük ölçüde nasıl ve nerede kullanıldığına bağlı.

ABD merkezli Endişeli Bilim İnsanları Birliği’nin Küresel Güvenlik Programı’nda kıdemli bir bilim insanı olan Dylan Spaulding, bunun nedenlerini açıkladı.

Havada patlayan nükleer silahların, yerde, toprakta patlayan silahlardan farklı etkiler yarattığını söyleyen Spaulding, “Yerde patlaması durumunda işte endişelenmeniz gerekir, çünkü aslında bunun sonucunda dünya radyoaktif olarak aktive ediliyor” dedi.

Stratejik hedef sonuçları etkiliyor

Farklı stratejik hedefler için farklı nükleer silahların kullanılabileceğini anlatan Dylan Spaulding, havada patlayan bir nükleer silahın aynı anda çok sayıda insanın ölümüne yol açabileceğini, buna karşın radyasyonun çevre ve civardaki nüfusa uzun vadeli etkisinin, daha az olacağını aktardı.

Oysa dünya yüzeyine yakın bir yerde patlayacak bir nükleer bomba, hem çok sayıda insanın ölümüne hem de çevre, su ve gıda kaynaklarının zarar görmesine yol açabilir. Üstelik yol açılan tahribatın izleri yıllarca silinmeyebilir.

ABD’nin saldırıları sırasında ve bunu izleyen aylarda, Nagazaki’de yaklaşık 80 bin, Hiroşima’da ise yaklaşık 135 bin insan öldü.

Bununla birlikte bombalar, 1986’daki Çernobil kazasına kıyasla çevreye yaklaşık 40 kat daha az radyasyon yaydı. Ama buna rağmen çok daha fazla, yüz binlerce insanın ölümüne neden oldular.

Bugün hem Nagazaki’de hem Hiroşima’da insanlar radyasyon korkusu olmadan, güvende yaşayabiliyorlar. Oysa Çernobil kazasının meydana geldiği bölge günümüzde de yaşanmaz durumda, bölgeye girme yasağı sürüyor.

1945 bombardımanlarının etkilerinden birini de, çevre bölgelerdeki insanlar arasında, özellikle de çocuklarda, lösemi vakalarındaki olağandışı artış oluşturuyor. Daha sınırlı olmakla birlikte, diğer kanser vakalarında da artış tespit edildi.

Yürütülen bazı çalışmalar, radyasyonun uzun vadeli etkilerini de mercek altına aldı. Bu çalışmaların sonuçlarına göre, patlamalar meydana geldiğinde henüz anne karnında olan ve belirli bir süre sonra doğan çocuklarda, daha küçük kafa yapısı, daha yavaş fiziksel büyüme ve zihinsel engeller tespit edildi. Oysa bombalar esnasında gebe olmayan ancak daha sonra gebe kalan kadınların dünyaya getirdikleri çocuklarda, bu durum aynı ölçüde gözlemlenmedi.

Günümüzde nükleer silahlar daha öldürücü

Taktik nükleer silahlar ile stratejik nükleer silahlar arasında da ayrım yapılıyor.

Uzmanlar, yakındaki hedeflere karşı kullanılan taktik nükleer silahlarla muharebelerin, daha uzun mesafe gidebilen stratejik nükleer silahlarla ise savaşların kazanabileceğini söylüyorlar.

Hiroşima ve Nagazaki’de kullanılanlar, o dönem, savaşların kazanıldığı, stratejik silahlar olarak tanımlanıyordu.

Ancak Spaulding, modern nükleer cephaneliklerdeki silahların son yıllarda çok geliştiğine dikkat çekti. Bugün taktik nükleer silah olarak sınıflandırılan bombaların, 2. Dünya Savaşı sırasında Hiroşima ve Nagazaki’de kullanılanlardan çok daha güçlü olduğunu söyleyen bilim insanı, “Bugün taktik nükleer silah denilenler, Hiroşima ve Nagazaki’deki bombalardan yaklaşık 80 kat daha güçlü” dedi.

İşte bu nedenle, geçmişteki örneklerden yola çıkarak, günümüzde bir nükleer silahın yol açabileceği tahribatın boyutunu tam anlamıyla öngörebilmek çok güç. Ama geçmişteki örnekler bizler için iyi birer gösterge.

Gıda arzındaki tahribat milyarların ölümüne yol açabilir

Günümüzde, bir nükleer silahın kullanılmasının ne tür sonuçlar doğurabileceğine ilişkin birçok çalışma yürütülüyor.

Nature adlı dergide Ağustos ayından yayımlanan bir araştırma, çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

Araştırmacılar, Rusya ve ABD’nin stratejik nükleer silahlar kullanarak bir hafta sürecek bir nükleer savaşa girmeleri halinde bu savaşın, çevreye, nüfusa ve küresel gıda arzına olası etkilerini mercek altına aldı.

Buna göre ilk etapta yaklaşık 360 milyon insan, nükleer silahlardan dolayı hayatını kaybedebilir.

Araştırmacılar ayrıca bir haftalık bir nükleer savaşın, yol açacağı yangınlar nedeniyle gıda arzında da tahribata yol açacağını, bu nedenle beş milyardan fazla insanın iki yıl boyunca yiyeceksiz kalacağını öngörüyor. Bu, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ına tekabül ediyor.

Uzmanlar, 2025 yılında Pakistan ve Hindistan arasında bir hafta sürecek bir nükleer savaş gibi diğer senaryoları da incelediler. Bu iki ülke, ABD ve Rusya’dan çok daha az nükleer silaha sahip. Ama buna rağmen uzmanlar 164 milyon insanın bu savaşta hayatını kaybedebileceğine, 2 milyar 500 milyondan fazla insanın da iki yıl boyunca yiyecek gıda bulamayacağına işaret ediyor.

“Bir kez başlarsa, durdurma şansı kalmaz”

ABD’deki Rutgers Üniversitesi’nden Profesör Alan Robock, bu araştırmayı kaleme alan bilim insanlarından.

Robock daha önceki araştırmalarında, Hiroşima ve Nagazaki’deki bombaların havaya yaydığı dumanın yaklaşık 0,5 teragram olduğu tahminini paylaşmıştı.

Son araştırmada ise Rusya ile ABD arasındaki bir nükleer savaşın havaya 150 teragram duman yayılmasına yol açabileceği, Hindistan ile Pakistan arasındaki bir savaş durumunda ise havaya yayılacak dumanın 16 ila 47 teragram arasında olabileceği öngörüsünde bulundular.

DW’nin sorularını yanıtlayan Robock, makalenin stratejik silahların etkisine dayalı tahminleri yansıttığını söylerken, “yani sadece çok uzaklardan gelenler” dedi.

“Herhangi bir nükleer silah kullanımı, NATO ile Rusya arasında tam bir nükleer savaşa dönüşebilir, nükleer bir kışa yol açabilir” diyen Robock, sözlerini şöyle tamamladı:

“Askeri yetkililerle oynanan savaş oyunlarının neredeyse tamamı, nükleer silahlar kullanıldığında bunun tam bir nükleer savaşa dönüşmesiyle sonuçlanıyor. Bir kez başladığında, bir nükleer savaşın durdurulabilmesi için fazla bir şans yok. Panik, korku, iletişimsizlik ve yanlış bilgilendirme, komutanların ellerindeki silahları kullanmasına yol açacaktır.”